fbpx

Okul öncesi eğitimde Değerleri eğitimi ile Hoşgörülü olma etkinliği bol kalıplı

Ekleyen : Yıldız Demirel Kartal

Tüm Yazıları

Okul öncesi eğitimde Değerleri eğitimi ile Hoşgörülü olma etkinliği bol kalıplı; Sevgi hoşgörü kavramlarına değindik,Mevlana Hz ile ilgili video izledik,elips – oval şekilli eteklerimizi kestik Semazenlerin başları dönmeden nasıl dönebildiklerini sorduk öğrenip ,pazartesi günü söyleyeceklerini belirttik Aileleri herzaman ki gibi eğitime dahil ettik. şiirlerimizi ezberlemek üzere evlere semazen kuklaları ile gönderdik. Dilerseniz farklı artık materyaller ve kalıplar kullanarak istediğiniz etkinliği yapabilirsiniz. Eklemeler – kalıplar yeri geldikçe ilave edilecektir.Hz Mevlanaya Ve semazenlere dair herşey ,Rubailer, Şiirler ve güzel sözler en aşağıda sıralanmıştır. Lütfen okuyup konuya hakim olduktan sonra sevgi Ve hoşgörü konularına değinin . Pazartesi günü etkinliğimize eklemeler olacaktır.

Öğretmenlerimizden Ruhizat Ayan Ümmügülsüm Çiçek, Stajerimiz Tuğçe Gümüşe katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
Hz.Mevlana Der ki…
Ask geldi, damarimda, derimde kan kesildi:
beni kendimden aldi, sevgiliyle doldurdu. Bedenimin her yanini sevgili kapladi. Benden kalan yalniz bir ad, ondan ötesi hep o…Ugrunda bir omur bagislanan, yanip yakilan bu essiz sevgili Allah`tır.
Allaha karsi asiri sevginin kemale erisi, asigin askta yok olusudur. Gercek ilhama mazhar olmus, gercek yoklugu zevk edinmislerin en buyuk arzusu “ilahi-vuslattir”.
Mevlana bu yolun coskun asigidir, asktan dogmus, askla yogrulmustur.
“Bizim Peygamberimizin yolu ask yoludur, biz ask cocuklariyiz; ask bizim anamizdir” der ve diriligin hakiki askta yok olmakla mumkun olabilecegini soyler;
“Asksiz olmaki ölu olmayasin, askta ölki diri kalasin” Mevlananin aski, ömrunun 3 merhalesinde olgunlasmis, bir ömur bu ugurda harcanmistir.
Mevlana bunu soyle dile getirir “hamdim, pistim, yandim”. Mevlanaya göre gercek asiga asktan baskasi haramdir.
“Aslolan sevmektir, insanin mayasinda bu duyguyu aritmali, ayiklamalidir.Bedenimiz bir kovan gibidir bu kovanin bali ve mumuda “ilahi Aşktır”…
Mevlananin şiirlerindeki bag, gül ve bülbül, hepside birer semboldur, asıl maksat Allah`tir.

Bir rubaisinde:
GEL, GEL, YINE GEL, YINE GEL…
HER KIM OLURSAN OL, YINE GEL…
ISTER KAFIR OL ISTER MECUSI, ISTER PUTPEREST.
ISTER YÜZ KERE BOZMUS OL TÖVBENI…
UMUTSUZLUK KAPISI DEGIL BU KAPI.
NASILSAN ÖYLE GEL.

“Bütun bir insanligi cagiriyor, aydinlik, nurlu kapisinda, onlara gercek yolu, Hak yolu gosteriyordu. Bu cagriya uyanlar, onun etrafinda kümelesiyor, hidayet yolunu seciyorlardi(bilgini, cahili, fakiri, zengini vs)Bu ilahi bir cagriydi- Konya gönuller yurdu, asiklar kabesi olmustu.
Nitekim bu Çagrı Mevlana devrindede, Mevlanadan sornada gönullerde aksini bulmus, onun mübarek turbesi, onnu sevenlerin bir siginagi, ziyaretgahi olmustu. Artik simdi Mevlana Çağrılıyordu ve biz ona söyle sesleniyorduk artik;

Gel, gel, yine gel, yinede… Ey Gönuller Sultani, Ey Koca Pir, Mevlana gel!
Ey yillari yıllara ulayıp aşan, Ey nesillerden, nesillere ulaşan…
Doyumsuz sevgine doymuyor insan “Bir kere degil asla, bin kerre
Yinede gel, yine gel, yine gel”… Hz. Mevlana

Allah Bizlere Hidayeti Ve Dogru Yolda İlerlemeyi Nasip eyler inşallah…

SEMAZEN ANLAMI
Mevlevîlik deyince ilk akla gelen semâ, lügatte işitmek mânâsındadır. Terim olarak, mûsikî nağmelerin dinlerken vecde gelip hareket etmek, kendinden geçip dönmektir.
Hz.Mevlânâ zamanında belli bir nizâma bağlı kalmaksızın dînî ve tasavvûfî bir coşkunluk vesîlesiyle icrâ edilen sema’, sonradan Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi zamanından başlayarak Pîr Âdil Çelebi zamanına kadar tam bir disiplin içine alınmış, sıkı bir nizâma bağlanmış; icrâsı öğrenilir ve öğretilir olmuştur. Sema’, sembolik olarak, kâinatın oluşumunu, insanın âlemde dirilişini, Yüce Yaratıcı’ya olan aşk ile harekete geçişini ve kulluğunu idrak edip “İnsan- ı Kâmil” e doğru yönelişini ifâde eder.

Sema’ eden canlara Sema’zen denilmiştir.

Mevlevilikte dönmek tabiri yoktur. Mevleviler Sema’ eder. Her tarikatın zikir ederken (Allah’ı anarken) kendilerine özgü bürhanları vardır. Mevleviliğin de bürhanı Sema’ dır.
Semah ‘in her hareketinin anlamı vardır. Ney sesi eşliğinde dinlendiğinde huzur verir.
SEMAZEN KIYAFETİNİN ANLAMI
Semazenin üstündeki beyaz kıyafete ” Tennure” denir. Kefeni simgeler.
Başındaki sarık “Sikke” dir. Mezar taşını simgeler
Bunların hepsi size ölümü anlatabilir. Ancak Semah ölümü değil yaşamı, tekrar doğmayı anlatır. Sûretlerden aleminden , hâkikat alemine geçmeyi anlatır.
Semah için meydana çıkan Semazenlerin üzerinde siyah bir hırka olur. Hırkanın anlamı mezardır. Bunu çıkartıp başlarlar. Yani yeniden doğuş.
Semaya başlama amaçlarının İnsan-ı Kâmil olmak için olduğunu söylemiştim. Anlamı “hâkka ulaşmış insan” demektir.
Semah yaparken 4 kere selam verilir. Bu İnsan-ı Kâmil olma yolundaki 4 mertebeyi, kapıyı temsil eder.
Bunlar: 1-Şeriat 2- Tarikat 3-Marifet 4-Hakikat kapısı.
Bu dört kapıdan geçmeden kâmil insan olunmaz.
Semazenlerin sağ eli göğe , sol eli yere bakar. Bunun anlamı sağ eli Hak ‘tan alır, yere dönük sol elle halka verir.
Bu şekilde yeniden doğuş tamamlanmış olur. Tabi ilahi doğuş.
Artık Semazenleri izlerken daha bilinçli ve o maneviyatı anlayarak izleyebilirsiniz.

MEVLANA HAZRETLERİNİN ŞİİRLERİ ,GÜZEL SÖZLERİ
GEL, GEL, YINE GEL, YINE GEL…
HER KIM OLURSAN OL, YINE GEL…
ISTER KAFIR OL ISTER MECUSI, ISTER PUTPEREST.
ISTER YÜZ KERE BOZMUS OL TÖVBENI…
UMUTSUZLUK KAPISI DEGIL BU KAPI.
NASILSAN ÖYLE GEL

Sevgide güneş gibi ol,
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
Hataları örtmede gece gibi ol,
Tevazuda toprak gibi ol,
Öfkede ölü gibi ol,
Her ne olursan ol,
Ya olduğun gibi görün,
Ya göründügün gibi ol.

20151218_113339

20151218_113442

20151218_115939

20151218_115947

20151218_115958

20151218_120314

20151218_120840

20151218_125010

20151218_133023

20151218_141354

20151218_151118

20151218_151128

20151218_151144

20151218_151216

20151218_163703

dk_mevlana

MEVLANA

Semai_YI_2008

SEMAZEN ntitled

semazen-boyama

♥ Ay vurmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene kabahati ne Ay’da ne Güneş’te ara. Gözlerindeki perdeyi arala.
Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. Ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. İki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak.
♥ Gönül, han değil dergâhtır. Paldır küldür girip çıkılmaz, günahtır!
İstiyorsan Hakk’a varmayı, meslek edin gönül almayı, bırak saraylarda mermer olmayı, toprak ol, bağrında güller yetişsin.
♥ Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim, azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin.
Bazen bitmek bilmeyen dertler yağmur olur üstüne yağar. Ama unutma ki, rengârenk gökkuşağı yağmurdan sonra çıkar.
♥ Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters!
Biliyorum, sığmazsın hiçbir yere bu sevdayla, dünya sana dar. Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var.
♥ Ne kadar az yüksekten uçarsan, düştüğün zaman o kadar az incinirsin. Kibri bırak, alçakgönüllü ol.
Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz. Aşık olmayana anlatsan da ben sen anlamaz. Hakka ulaşmak için yol desen kimse inanmaz. Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan yanmaz yanamaz.
♥ Ey gönül! Ne tuhaf değil mi? Bir ömür, şah damarından daha yakın bir sevgiliyi aramakla geçiyor.
Elbet bizde biliriz lafı en inceden dokundurup, içini acıtmasını lakin kıyılıyoruz ama kıyamıyoruz sevdiklerimize işte.
♥ Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki!
Dediler ki gözden ırak olan gönülden de ırak olur dedim ki, gönle giren gözden ırak olsa ne olur.
♥ Hadi yaramı sarmaya merhemin yok. Yalandan da olsa gönül alamaz mısın?
Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek bir cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye!
♥ Aşk nedir bilmiyorsan gecelere sor, şu sapsarı yüzlere, şu kupkuru dudaklara sor.
Üzülme! Çünkü yaradan umudu en çaresiz anlarda yollar. Unutma, yağmurun en şiddetlisi en kara bulutlardan çıkar.
♥ İnsanlar seni yanlış anladığında dert etme, duydukları senin sesin, fakat aklından geçirdikleri kendi düşünceleridir.
Ey can; kimseyi kırma. Sözden ağırı yoktur. Beden çok yükü kaldırır ama gönül her sözü kaldıramaz!.
♥ Öyle bir ‘yâr’ sev ki evladım; elinde su tasıyla, iftarı bekleyen oruçlu gibi beklesin seni.
Hayat sana arka arkaya dikenlerini gösteriyorsa sakın üzülme, aksine sevin. Çünkü çok yakında gülü de gösterecektir.
♥ Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.
Varlığın bana yetmiyorken, yokluğunla avunmak zorundayım. Ya al götür kalanımı, ya da gel, tamamla eksik kalan yanımı.
♥ Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil. Ne zaman bilmem, sen yeter ki o kapıda durmayı bil.
Minareden düşenin parçası bulunur, bulunur da; gönülden düşenin parçası bulunmaz.
♥ Üzülme herkes ölür kimi toprağa gömülür, kimi yüreğe.
Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
♥ Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
♥ Güneş herkesin üzerine eşit doğar ama gül başka, leş başka kokar.
Senin aşktan yana nasibin varsa; dokunsan da yanacaksın dokunmasan da. İyi bil ki; bazıları hasrette yanar, bazıları vuslatta.
♥ Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.
Aşk bir uçurumdan düşmek gibidir, bunun için sevgiliye “yar” denilir.
♥ Bize gözün değil, gönlün gördüğü yürek gerek.

ZİYARETÇİ YORUMLARISizde kendi yorumlarınızı gönderebilirsiniz...

 

Okul öncesi eğitimde Mevlana haftasının işlenmesi, hareketli semazen oyuncağı | OKUL ÖNCESİ FORUM21 Şubat 2016

[…] Okul öncesi eğitimde Değerleri eğitimi ile Hoşgörülü olma etkinliği bol kalıplı […]

 

 

 

İlginizi Çekebilir